İnsan vücudunun su içeriği yaşa ve cinsiyete göre %42 ile %75 arasında değişmekle birlikte yetişkin bir insan vücudunun ortalama %59'u sudur. Dünyamızın 4'te 3'ü sudan oluşur…

Su yaşamın temel öğesi olarak insan vücudundaki tüm fiziksel ve kimyasal olayların içinde yer alır. İçerdiği temel elementler ile sağlığımız için çok önemlidir. Vücuda alınan mineral ve vitaminlerin vücutta çözünmesini ve tüm vücuda ve dokulara iletilmesini sağlar. Tüketilen gıdaların sindirilmesi ve enerjiye dönüşmesi yine su sayesinde gerçekleşir. Sağlığımız için çok önemli bir etmen olan vücut sıcaklığının dengede olmasını sağlar. Derimizi nemli tutar ki kuruyan bir cilt erken yaşlanmanın en önemli belirtisidir. Vücuda alınan su tüm toksik, zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yarar, özellikle sindirim sisteminin temizlenmesini sağlar.

Vücuttaki birçok organ su sayesinde düzgün çalışabilir. Özellikle böbrek fonksiyonlarının düzenli çalışması için su çok önemlidir. İçeriğindeki Magnezyum vücutta hücrelerde besin öğelerinin metabolizmasında, genetik materyalin sentezinde, kemik yapımında ve elektrolit dengesinin sağlanmasında görev alır. Magnezyum yetersizliğinde ciddi sağlık sorunları oluşur. Suda bulunan magnezyum ince bağırsaklarda kolay emilir ve kan dolaşımı yoluyla hücrelere taşınır.

 

 


Neden susarız?

 

İçtiğimiz su miktarı ihtiyacımızdan az olursa vücudumuz bizi uyarır ve susarız… susamak tiroid bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj olup kişiden kişiye değişmektedir. Kimimiz günde bir kaç bardak su içerken kimimiz birkaç litre tüketmeden duramayız… Peki ne zaman su içmeliyiz? Bunun cevabı en basit olarak ihtiyaç duydukçadır… Ancak özellikle ağır işler yaparken, yüksek efor harcanan sporlarla uğraşırken bir defada çok fazla su içmek vücut ve böbreklerin dengesini bozabileceğinden bu tür durumlarda az ve sık su tüketmekte yarar vardır. Bunun dışında gün boyu susadığımızı hissettikçe sağlıklı su tüketmek gerekir.

Genel olarak, vücutta oluşan zararlı maddelerin atımını sağlamak ve vücut sıvı dengesini koruyabilmek için günlük 8-10 bardak (2.5 litre) su tüketilmesi önerilmektedir.

İnsanlar su gereksinimlerini 3 temel kaynaktan sağlarlar;  içecekler, besinler ve metabolizma. Besin içerisinde bulunan besin öğelerinin yakılması sonucunda su oluşur. Diyette karbonhidrat ve yağ yüksek alınırsa metabolizmaca üretilen su artar. Tükettiğimiz gıdalar ve içecekler ile da vücudumuza su alırız. Örneğin sebze ve meyvelerin yaklaşık %85- 90'ı , 1 bardak sütün %90'ı sudan oluşur… Gün içerisinde içtiğimiz çay, kahve, soda vb. içeceklerle ile de sıvı alırız. Ancak kafein içeren çay, kahve ve diğer içecekler sıvı ihtiyacını karşılasa da uygun su kaynakları olarak sayılmazlar. Örneğin kafein içeren kahve içildiğinde su alırsınız ancak kafeinin diüretik etkisinden dolayı daha fazla idrar çıkışı olacağından vücut daha fazla sıvı kaybedecektir.

 

 
Vücut su ihtiyacı uyarısı verdiği halde yeterli su tüketmemek çok ciddi sağlık sorunlarına yol açar;

 

 

Vücutta %1 oranında su azalırsa susuzluk başlar, bu oran %3'e çıktığında vücutta ısı dengesi bozulur, aşırı susama hissetmeye başlarız. Susuzluk %5'lere çıktığında ise fiziksel performansımız çok düşer, halsizlik, yorgunluk belirtileri baş gösterir… %10 su yokluğunda bayılma ile başlayan artık hayati risk oluşturan sınıra gelinmiş olunur, kaslarda spazm başlar, böbrek fonksiyonları durur … Tüm vücutta %12'yi aşan oranda su eksikliğinde %97 olasılıkla ölüm görünmeye başlar…

Yapılan bazı çalışmalarda yeterli miktarda kaliteli su tüketiminin bazı hastalıkları  (soğuk algınlığı, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları, mesane ve kolon kanserleri…)  önleyebildiği ortaya çıkmıştır.

 

Görüldüğü gibi su gerçektende yaşam kaynağıdır… Peki sağlıklı bir suyun özellikleri nasıl olmalı?

  • Hastalık yapıcı mikroorganizmalar içermemelidir.
  • Kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.
  • Sularda kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.
  • Yeterli derecede yumuşak olmalıdır.
  • Hidrojen sülfür, demir ve mangan gibi elementleri içermemelidir.
  • Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır.

İçtiğimiz suyun kalitesine dikkat etmezsek sağlığımızı etkileyen pek çok risk ile karşılarmış oluruz;  Suyun içindeki aşırı kireç (yani çok sert sular) midede hazmı zorlaştırır. Kas ve eklemlerde kireçlenmeye sebep olabilir… aşırı klorlu sularda bulunan bazı kimyasallar kanserojen etkiye sahiptir. Çocukların çok küçük yaşlarda sert suları çok fazla tüketmesi ile kemik gelişimi çok erken olur ve boy uzamasının durmasına sebep olabilir… Yine aşırı sert sular bazı mide bağırsak hastalıklarına, diş taşı oluşumuna, idrar yollarında sağlık sorunlarına, ciltte tahriş ve alerjilere ve bazı romatizmal hastalıklara sebep olabilir. Suyun içindeki aşırı Klor guatr hastalığına da sebep olabilir…    

Aşırı yumuşak sular ise vücut için gerekli minerallerce zayıf oldukları için yine sağlık sorunlarına yol açabilirler. İçimi yumuşak olduğu için tercih edilen bu sularda yeterince flor, kalsiyum ve magnezyum olmadığından diş, kemik gelişimi için, vücuttaki mineral dengesi için yeterli değillerdir.

Dünyamızda yaklaşık 2,3 milyar kişi sağlıklı suya erişemiyor !!!

Yapılan araştırmalar sağlıklı suya erişemeyen nüfusun 2025 yılında 3 milyarın üzerinde olacağını ortaya koymakta… Özellikle az gelişmiş ülkelerde, küresel ısınmanın yarattığı çevresel etmenlerle de ( aşırı yağışlar, kuraklık vs…) iyi kalite suya erişmek gün geçtikçe daha zor oluyor… Ülkemizde ise kişi başına günlük su tüketimi 100 litre civarında… bunun %30'dan fazlasını banyo, duş ve vücut bakımı için harcıyoruz… Su tüketimindeki en düşük oran %4 civarında yeme-içme olarak görünüyor…

Artan nüfus, adil olmayan paylaşım, küresel ısınma gibi sebeplerle yakın gelecekte bizler de yeterli suya ulaşamayabiliriz… bu sebeple su harcarken bir kez daha düşünmek, gerekli tasarruf tedbirlerini almak hepimizin görevi… Kuraklıklarla karşılaştığımız son birkaç yılda yaşamın kaynağı suyun değerini bir kez daha anladık, geleceğimizi korumak için su kaynaklarımızı korumak zorundayız…